Mart 27, 2009

.

tüm birikimlerim,
olmak istemediklerim.

Mart 26, 2009

catwalk

kadın denen basit denklem şaşırtıyor.
maria elena'm.
ping!

Mart 14, 2009

Zzzz

Gözümün önünde hayali patch tool lar
ağzımda sokak lambası
Uykusuzluk ve muz kabuğu.

Mart 10, 2009

Başlık yazınca kendini hizaya geçmiş gibi hissetmek

Sigara yakılması gereken zamanlar gibi,
serdar-ı ekrem den geçerken kafanı kaldırmak gibi,
daha gibisini bulduğun gibi,
falan gibi,
gibi.

komik kelime
gi.
bi

hem komik, hem kısa, hem fodul,
hemde insanda eziklik hissi bırakması açısından eşsiz.
Gibi nin anlam ve varlığı yoksolsun isteriz hafızalardan.
O komik gibiler
yerimizde saydırdı bize onca zaman

sametin oğlu talat gibi
okşanın kızı alev gibi
onun gibi
bunun gibi
şunun gibi
gibi
gibi
kapasiten gibi
kurtulmuş gibi
mutluymuş gibi
yalanmış gibi
..lerden arının.

Sonra
orataya çıkacak olan
andan zevk alabilme,
özgünlük ve biz olgusunda buluşuruz bütün insanlıkla birgün.


Bunun da üstüne 1 sigara yakarım ben.

Mart 09, 2009

.


Barış Manço & Cem Karaca /
Uzun İnce Bir Yoldayım

Mart 08, 2009

viva la revolución! cı geldi abla

imkansızlıklar kütüphanesine hoşgeldiniz;

bu akşam ringimizin kırmızı köşesinde,
komik duruma düşen üşüyen ayaklar
ve ona eşlik eden
ana rahmine tebessümle geri dönerken popo sallayan portreler.

mavi köşede ise brand new egom.(en pahalısından)
maçın sonucu çoktan belli tabiki de
ben samuray terbiyesi almış bir türk vatandaşı olarak
sevgili karşı köşeye, salı pazarı miladını doldurmadan bir deste termal çorap,
onun içinede lateks dökmesini tavsiye ediyorum.
en azından adama benzesin diye.
10 dakika mola bitmiştir
fikirler şirketten
huaa.



*birde rica edicem havalar ısınsın artık.

idefixi açma

konu çok saçma.
pokerde kaybetmek gibi 1şey.
kurla
yalanla
kıçımla
falanla
filanla
istediğin zaman
lunaparka gider gibi delirebilmek.
işte bütün mesele bu..nlardan ibaret


*dzt korelyan.com
testing testing

Mart 05, 2009

Bataklıkdaki El

*Miss 2005


Closer Music /
Departures

roooar

Hevesli hayatlar 36 lık film kadar..
neden orda olduğunu bilmediği bir konserde ipod dinlemek gibi 1şey sanırım. Çözümü bulup sokaklarda hap olarak dağıtmak istiyorum hayrına.

Annem ile ilk defa oturup işim? üzerine tartıştık.
gayet yalandan bonus dvd kamera arkaları gibi
geçip karşısına
bir kaç adet fotoğrafın;..
duruş güzel,
buda böyle hmm..
anne monitöre dokunma
burnun ucundaki boşluğu tamamlaman gerekiyor
mor kaplamış heryeri..
anne dokunma şu monitöre
al şu fırçayla göster
beyaz çok fazla patlamış sanırım
pozu yüzünden dizi pek doğru gözükmemiş....
aslında
hmm haklısın anne..
renklerle konuşabilme yeteneğimi annemden aldığım aşikar.
kahverengi uzun tokasını çıkardı
iki yandan saçlarımı alıp ortada birleştirerek
senin saçın böyle olmalı
dedi ve gitti
30 yıllık annemden gördüğüm en kuul hareketlerden birini yakaladım sonunda
asil hatun..

Hepiniz biriniz,
biriniz benim için.

Alice in Fashion

*

Mart 04, 2009

.


Lemon Jelly / Space Walk

no hop? not hope just hop nope

Sanat alanındaki öznel çıkışların dönemin aydınları tarafından, yapmış oldukları toplumdaki felsefi motif gözlemlerine uyarlanması bu öznel örneğin sistematik bir gelişime dayandırılması ve bunun bir genelleme aracılığıyla toplumun o anki niteliğine dair bir anahtara dönüştürülmesi sanatın felsefe ve sosyoloji ile kesişmesinin kısa bir tanımı olabilir.

Bunu örneklendirmek gerekirse bütün entellektüel akımların birbirini takip etme sırası ve birbirlerine geçişleri incelenebilir. Belki de felsefi ve aynı zamanda sosyolojik bir olgunun sanat alanına çekilmesini ele almak daha farklı bir bakış açısı olacaktır. Mesela ideolojileri birbirinin zıttı insanların birlikte yaşamayı reddetmelerinin, kurumlar tarafından bunun kabul edilmesinin ve bu insanların aralarına bir duvar örülmesini düşünsel bir yapılaşmanın somutlanmasını yani, Berlin Duvarı'nı örnek alabiliriz.

İnsanların düşünsel duruşlarının farklılığını bütün dünyaya apaçık kavratacak bir dışa vurum olan Berlin Duvarı'nın felsefi ve sosyolojik önemini tarihten öğrenmekteyiz. Bu duvarın sanat alanına çekilmesini de insanların, bir gruba dahil olan fakat yinede bireyliklerini kaybetmeyecek olan insanların ona karşı tavrında görürüz. Duvar taşıdığı anlam bakımından çok ciddi bir yapıdır. O insanların arasına çekilmiş bir "duvar" dır. Bireyler ise bu duvara yaklaşımlarında onun ciddiyetine, taşıdığı anlama, günlük hayatta karşılaştıkları, içlerinde yaşadıkları durumlara karşı tepkilerini çizim ve yazılarla "graffiti" adı verilen sanatsal bir etkinlik ile gösterme yoluna gitmişlerdir...

Korelyan End. Ür. Tas.
Mayıs 1999

---------------------------

On 15 sene önce şuursuz bir insan olduğumu düşünüyordum..
hala da aynı duygular içindeyim.
inandığım şeylerin kırıntıları doğumdan beri benimlemiydi?
sonradanmı edindim ?
yavaş yavaş öğreniyorum.
Neyse graffitiyi hala destekliyorum..

Sayende ilk defa yazılı olarak kendimi gördüm
en azından 1 dönemini.
yazı yazmayı çok bi sevmeye başladım
fotoğraf çekmeyi de özlemek istiyorum artık
bu aralar çok sevesim var fotoğrafı
ve yazı yazmayı.
Hayatıma girmiş çıkmış kalacak
her insanın tek tek elini sıkıp
gözlerinin içine bakmak istiyorum sırıtarak.
II. rönesans başladı.
Löv.

Mart 02, 2009

Önem Sırası

Hayatta ciddiye alınacak konuların başında
önem sırasının maddelerini düşünebilmek var.
Abartıp uygulayabilene selamlar dünyadan.



-------------------->
Korelyan z Gross

Dolgun memeler : 4 adet
Kriko : 2 adet
Dağ çileği : 35 gr
Par 64 : Bolca
Bakır kablo : 10 m
Çırpı : 2 adet
Kamufle gaz maskesi : 1 adet
Kerpeten : 1 adet
Armut : 3 kg
Bir kişiliktir.

Güneşli bir günde,
en yakın oto sanayi sitesine giderek iki adet mağdur kriko ile anlaşıp, kendilerini ucuza kapatıyoruz. Aşk yuvamıza dönüyoruz; önceden şevkatle pembeleştirdiğimiz dört adet dolgun memeye, tavandaki par64lere dolanmış bakır kablolardan, 35 gr dağ çileğini boca ediyoruz. Çilekten gözü dönen memelerimizin arasına bir çırpıda krikoları yerleştiriyoruz..(Lakin pespembe dünyalarından uyandırmamaya çok dikkat ediyoruz.) Sebastian'a kabloları biraz yukarı çekmesini emrediyoruz. Dayanılmaz kokudan korunmak için yine bir çırpıda kamufle gaz maskemizi takıyoruz. Çileğe doğru meyillenen memelerimizi hızlıca kriko vasıtası ile daha da yukarıya kaldırıyoruz.(Ortaya çıkan yeşil ışımaya bakılmaması tavsiye edilir.) Kerpeten vasıtasıyla alt çeperi kaplayan yeşil egoları tek tek deriden söküyoruz. Topladığımız örnekleri yanımızdan hiç eksik etmediğimiz buzdolabımıza koyuyoruz.
Hala memeleri havada tutan krikolara bir marlon brando bakışı atıp; "anlaşma buraya kadardı dostum..sanayiye bir daha asla dönemeyeceksin!" diyoruz ve koşarak yatağın solundaki çalılığın arkasına saklanıyoruz.(maske hala aktif!) Krikolar sinir küpüne dönene kadar çalıların arkasından nah çekiyoruz.
Kriko bir süre sonra doğasına dönüp gümbürtüler kopartarak havaya uçacaktır.(Uçmazsa nah sayısını + ) Oluşan yıkıntıdan meme uçlarını bularak, onlarıda her daim yanımızda gezdirdiğimiz buzdolabımıza yerleştiriyoruz.
Patlayan aşk yuvasından çıkarak; en yakın mac gyver a gidiyor, kamufle gaz maskemizi miksere döndürebilecek teknik desteği ve 3 kilo armutu da yanında alıyoruz.
Armutları; takribi 4/4.5 saat discovery channel ve gyver ruhu ile oluşturduğumuz mikserimize saplarıyla birlikte atıyoruz.(Yıkıyoruz) Sevdiğimiz, istediğimiz, hep yanımızda olan buzdolabımızdan donmuş yemyeşil ego örneklerini çıkararak 14 dakika boyunca yan'larından hohluyoruz. Ardından onları da enine doğru miksere yerleştiriyoruz ve 4 gün boyunca isveç halk dansları, kuşlar böcekler ve güzel hayat dersleriyle aralıksız miks yapıyoruz.(Önceden kayıt yapıp dinletmek de mümkün.) Dördüncü günün sonunda kulak memesi kıvamına geldiğini umduğumuz karışımımızı karşımıza alarak birkaç soru soruyoruz. Sorulara cevap veremiyorsa,
muhakkak martini kadehine dik olarak döküp,
tepesine 1 meme ucu koyarak servis ediyoruz.
Hmmm
dlişız

Afiyet olsun.

Graffitiyi Destekliyorum!

Mart 01, 2009

.


The Cinematic Orchestra / Evolution

.

kendi evinde insanların üstüne basmamak için parmak ucunda yürümek.
mutfağa ulaşıp ayılmaya çalışmak ?.
mart gelmiş 1 ben ayılamadım
laptopa bişeyler dökülmüş
darmadağın 1 yere bakıyorum
üstümde kimono
boynumda atkı
neden ve kimin hatırlayamıyorum ama
artık benimdir.
nays
pazar günlerine özel bir durum sanırım
gündüz saatlerinde uyanmam
beynimde balçık
gözümde güneş
karşımda kule
kulaklıkda evolution

şak şak uyanın insanlık
sebastian sende çayımı getir..


mart gelmiş anne.