Şubat 15, 2010

esquire mag. 032010

bugün

bir sanatçının ağzından..

- dünyayı değiştirmek istemiştik.ama perişanca yenildik.
şimdiyse, değişmemek için ben dünyaya direniyorum.


vuki vuki vavava

Şubat 03, 2010

labirente göt ile gülebilmek

kısaca;
ayak parmaklarının yüksek desibele eşlik etmesini takip ederek yazı yazabilme dengesine de denilebilir.

açarsak;
temel bilgi olarak
labirent, göt, ile, gülmek hakkında
derinliği gözükmeyen basit bir karakter sergileyebilme yapısına sahip olmak gerekir.
bunun yalanıp yutulduğunu varsaydıkdan sonra ise gerekenler
götün ta kendisidir
gülmek için sahip olunan götün uygun normlar içinde olması muhakkakki çok hassas bir konudur.
muzlu egolarla beslenen götün (ama demezler ki ego gereksiz.(muzlusu zararlı.)
birgün magazinsel sevgisinde boğulacağı aşikardır.
o an pepsi primatı ben labirenttemiyim? diye sormalıdır ki
ortaya çıkan aydınlanma ile artık labirentte gönlünce dolaşabilisin.

karanlık labirenti aydınlatan primatımız
çimene bakar
ayağa kalkar
arşa uzanmış dev labirent duvarlarına kaldırır kafasını
egosu mantıklı bir açıklama yapmıştır anında
çözülmeyecek birşey yoktur
en azından aydınlıktır
korkacak bir şey yoktur
belli belirsiz büyük bir karartı görür ileriye doğru
korkacak bir şey yok
dev silüet suretleşmeye başlar
aklı gördüğünü bir mantık çerçevesine oturtmak ile gülmek arası bir yerdeyken
yarısına kadar sıkılmasına rağmen dev,
yarım kapalı tüp yapıştırıcı konuşmaya başlar..
-bende birinin eğlencesiyim labirentte
çok severdi beni pamaklarının arasında oynatıp sümük kıvamına getirmeye..

derken arşa ulaşan yeşil duvarlar bir miktar iner
grimtrak..lacivertimsi bulutumsu gökyüzü daha net gözükür
bilmem nerenin bulutları gibi..hah!

labirentte vakit kaybettiğini düşünen primat
bulunduğu durumdan kurtulmak için akıl ve mantık kitabını yeniden açar
saniyeler içinde
düşünür
düşünür
sofistike fikirleri basitleştirme erdemini göz ardı etmez ve....

-şurdan delik açar gider ben..

- hayırdır birader..nereye?

titiz, leziz

varoluşculuk ve hamsiadamlar

Şubat 02, 2010

bugün

münzevi kitap.


dude! that must be exhausting